John Berger Gorme Bicimleri

Leonardo Da Vinci’nin en ünlü eserlerinden biri olan Mona Lisa, bugün Fransa Louvre’ye gelen her turistin en az bir kere de olsa görmüş olduğu bir sanat parçasıdır. Bu sanat parçası kuşaklar boyu çeşitli sanatçılara ilham vermiştir ve sayısız kez kopyaları yapılmıştır.

Hakkında sayısız makale ve tartışmaları da beraberinde getiren bu eser hakkındaki edinim 16.yy sanat tarihçisi Giorgio Vasari’ye dayandırılmaktadır. Bugünkü sanat tarihçilerinin de eser hakkında referans aldığı bu bilgiler şu şekildedir:

“G. Vasari’ye göre Leonardo, Fransalı tüccar Francesco Del Giocondo’nun eşi için ısmarlama bir tablo resmetmiştir. 1479 doğumlu Lisa 16 yaşında Francesco Del Giocondo ile evlendi ve beraber Da Vinci’yi ziyaret ederek eşi Lisa’nın portresini yapmasını istemiştir. Bu portrenin yapılması Lisa’nın dünyaya getirdiği erkek çocuğunun bir kutlaması içindir.

John Berger
John Berger

Tablodaki en etkili şey Lisa’da ki canlılıktır. Ona her baktığımızda daha farklı görünmektedir. Lisa hem gülümseyen hem de ciddi ve mesafeli bir ifadeye sahiptir. İfadesi kendini ele vermez, bakış açısına göre değişir. Leonardo bu etkiyi yaratmak için portrenin ağız ve göz kenarlarını bilerek bulanıklaştırdığı “Sfumato” tekniğini kullanmıştır. Tablonun iki yarısı simetrik değildir. Bu durum belirgin bir şekilde arka plandaki doğaya dikkatli bakıldığında fark edilebilir. Yüzünün iki yanı birbiriyle aynı değildir. Yüz izleyene bakarken, vücut yana doğru dönüktür. Böylece canlı bir etki yaratılmıştır. Arkadaki doğa manzarasının ise Buriano Köprüsü olduğu düşünülmektedir…“

Günümüz İtalyan sanat tarihçisi Silvano Vinceti tarafından Mona Lisa ile ilgili yeni bir idda ortaya atılmıştır. Mona Lisa’da iki farklı model kullanılmıştır. Modellerden biri ünlü tüccar Giocondo’nun eşi Lisa, diğeri ise “Salai” olarak bilinen Gian Giacomo Caprotti.

Vinceti, Leonardo tarafından yapılan bir başka tablo Salai’nin her özelliğini Mona Lisa ile karşılaştırarak delilleri bir araya getirmek için uzun süre ekibiyle çalıştığını belirtmiştir.

“Leonardo’nun Salai’de kullandığı tüm boyama tekniklerini inceledik ve Mona Lisa ile karşılaştırdık. Bazı ayrıntılar mükemmel uydu. Sanatçı iki model kullanmış ve kendi hayal gücünden gelen yaratıcı ayrıntıları onlara eklemiş. Burada Leonardo’nun çift cinsiyetliliğe olan uzun süreli hayranlığının etkisinin olduğunu düşünüyorum. Diğer bir deyişle Leonardo için mükemmel kişi bir erkek ve bir kadının kombinasyonuydu.”

Mona Lisa ve Mon Salai

Kaynak: bit.ly/2YSTCgn

Verilen bilgilere göre günümüz ve dönemin sanat tarihçilerinin eser hakkında verdiği bilgi esere bakanda ciddi bir algı yönlendirmesinde bulunmakta ve verilen çerçeve içerisinden eserin okunmasını dikte etmektedir. İngiliz asıllı sanat eleştirmeni John Berger’in bahsettiği biçimde “Bulandırma” açık ve net bir şekilde anlatılarda kendini göstermektedir.

Nesnel ve kümülatif olan ve açıklama amacıyla varlığını gösteren sanat tarihi ve bu bilgilendirme bakana, söyleyenin söylediğinden başka bir bakış açısı tanımaz. Eğer bu bilgiler olmadan sanat eserini inceleyecek olursak, bambaşka bir imge görmek kaçınılmaz olacaktır.

Bu da bakana (kişiye) bağlı bir hakikatin var olması sonucunu ortaya koyacaktır. Dolayısıyla “Bulandırma”nın düşünceleri yönlendirdiğini göz önünde bulundurursak; düşündüklerimiz ve inandıklarımızın nesneleri görüşümüzü doğrudan etkilediği yadsınamaz bir gerçektir. Mona Lisa ya da diğer sanat eserlerinde apaçık olan şeyleri tekrar açıklamaya kalkmak, sanatın sınıfsal bir zümreye mal edilmesi sorusunu akıllara getirir.

Zaten Mona Lisa hakkında, sanat tarihçilerinin kendi verdikleri bilgilere göre; portreyi yanından ayırmadığı, müşterisine teslim etmediği, dönemin Fransa kralı I. Francis’e satıldığı, Paris’teki müzeye getirildiğinde belli çalınmalara uğramasıyla ün kazandığı göz önünde bulundurulursa, belli bir zümrenin dikkatini çektiği ve ait olduğu da bu örneklem ile sanat tarihçisinin ve sanat tarihinin disiplini ile pekişir nitelikte.

Bunun yanı sıra sanat eleştirmeni Berger’in bahsettiği Avrupa sanatındaki kadın imgesi ve sanatın mülk edinilebilir bir nesne olup olmaması tartışmasına Mona Lisa şüphesiz iyi bir örnektir. Da Vinci bu portreyi tamamlamadan Floransa portrecilik anlayışında büyük bir etki yaratmıştır.

Floransalı genç Raffaello (Sanzio), Leonardo’dan etkilenmiş, onun biçemini benimseyerek Mona Lisa’ya dayanarak bir portreleme anlayışı geliştirmiştir. Floransalı müşterilerine bu yeni biçemiyle Mona Lisa benzeri ısmarlama yapıtlar üretmiştir. Maddalena Doni ve Unicorn’lu Genç Kadın adlı portreleri buna örnektir.

Maddalena Doni

Berger’in Avrupa Ortaçağ sanatında ki portreler ya da nülerde kadın ifadelerinin edilgen ve arzu uyandıran duygulardan uzak şekilde resmedilmesi, Mona Lisa’nın yüz ifadesindekine benzer bir benzerlik taşımaktadır.

  • Sanzio’nun yaptığı iki ısmarlama eserde aynı edilgen ve duygulardan yoksun mimiksiz portreleme Berger’in sanattaki kadın imgesi tartışmasını akıllara getirmektedir.

Burada bahsedilen üç tablo için, ideal seyircinin (Ortaçağ Avrupa Kadın tablolarında olduğu gibi) erkek olup olmadığı sorusu tartışılabilir. Tablodaki kadınlar da (sanat eserinin objesi), sanatın mülk edinilebilir bir nesne olması gibi, mülk edinilebilir bir nesne olarak görünmektedir.

Bugün Mona Lisa’nın bir dönem belli bir zümreye hitap eden bir sanat parçası olmasını göz önünde bulundurduğumuzda, Paris’in her zümreye açık Louvre’de sergilenmesi her ne kadar sanatın asıl sahiplerinin halk olduğu imajına dair pozitif bir etki yaratsa da, müzeye ziyaret sırasında eserler hakkında disiplinsel bilgiler verilmesi, ziyaretçilere eserlerin sıradan olmadıkları, belli bir çerçeve içinden bakılması gerektiği adına rehberler tarafından empoze edilmeye devam etmekte.

John Berger’in 1972’de BBC 4’de yayımlanan 4 serilik “Görme Biçimleri” adlı programı incelemek için:

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here