Lüzumsuz İşlere Merak Sardım

Luzumsuz İslere Merak Sardim

Netflix’te ‘Monty Don’s French Gardens’ isimli bir belgesel serisine denk geldim. Uykuya dalmadan evvel izlerim diyerekten açtığım belgesel, adından anlaşılacağı üzere bahçecilik ile ilgili.

Monty Dons French Gardens
Monty Don’s French Gardens

French Garden’ tabiri Fransızların bu işlerde epey ileride olması dolayısıyla literatürde çok sık kullanılan bir tabir ve Fransızların bu husustaki estetik duyarlılığına öykünmemek mümkün değil. ‘Andre Le Notre’ adında 14. Louis’in yanında yarım asır görev almış usta bir peyzaj mimarının öncü çalışmaları ile şekillenen Fransız bahçeciliğinin bir İngiliz tarafından anlatılan öyküsünü mutlaka izlemenizi öneririm.

Böyle bir alaka neye yarayacak diye soruyorsanız estetik bilincinize farklı bir boyut katacağını söyleyebilirim kesinlikle. Böyle bir estetik bilinçten yoksun olmamızın sebebi değil midir kentlerimizin mahvolması?

Yazmamak İçin Her Yola Başvuruyorum

Diğer bir ilginç ve keyifli merakım ise yuvarlak tahta parçalarına ikonik fotoğrafları resmetmek. Bu tutkumun müsebbibi ise şimdilerde görüşmediğim bir dostum. Birlikte bu işi kıvıracağımıza dair zehri vücuduma zerk ettikten sonra çok uzak diyarlara göç etti. Ancak ilk başlarda benim için zor olacağını bilsem de bu işe pek bir hevesliyim. Ortaokulda resim dersinde az daha çakacak dahi olsam inancım tam. Belki bu yolla yad ederim eski dostluğumuzu!

Fransızca Öğrenmek

Bir dil öğrenmek için o dilin içinde bulunduğu kültürü öğrenmek gerekiyor. Ben bahçeciliklerine, edebiyatlarına, felsefelerine şöyle bir göz attığım Fransızların dillerine de şöyle bir göz atmaya karar verdim. Herhalde bu da bu yaz yazmayı planladığım tiyatro oyununu sabote etmek adına sağlıklı bir karar olsa gerek. Que dites vous?

Daha Bitmedi

Retorik ve konuşma sanatına heves ettiğim için diksiyon eğitimi almaya başladım. Bu sayede duayen isimlerden dersler alacağım. Aldığım ilk dersten sonra diyafram nefesiyle konuşmadığım her vakit kendime bir tokat atıyorum.

Merdivenleri inip çıkarken ‘mmmmmmmmmmm, aaaaaaaaa’ nidalarıyla bu güzide kasın hamlamasına izin vermiyorum. Dilimi gözüme kadar uzatacak biçimde dil kaslarımı geliştirecek ve karizmatik bir sesle sağda solda kahkahalar atacağım günler çok yakın…

Sırada Dövüş Sporları Var

Eylül’e kadar yaşarsam şayet bir dövüş sporuna başlamak niyetindeyim. Kickbox olması olası. Üç yıl Kickbox yapmış ve bir yıldır yürümekten başka egzersiz yapmamış kilolu bir arkadaşımın kafama doğru bir tekme savurması beni Kickboxa yönlendirdi. Dövüş filmlerine ayrı bir tutku ile bağlıyım.

Senelerce sinemada izledikten sonra sağa sola yumruklar sallama arzusu duymama sebep olan yapımların Kickboxa başlamam ile beraber beni eskisi kadar şevklendirmeyeceğini düşünüyorum. Muhtemelen her antrenman sonrası pamuk gibi olacağımdan böyle aksiyonların içerisine giremeyeceğim.

Conor Mcgregor
Conor Mcgregor

Conor Mcgregor’un belgeselini izledikten sonra kararım daha da net bir hal aldı. Bu İrlandalı oğlan, bir hayli tahrik edici talk-trash’leri, kendine özgü tarzı, ilginç dövüş stili ile bize şov nasıl olur dersi veriyor. Kickbox’tan MMA’e savrulursam bilin ki bu zibidi yüzündendir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here