Mavi Sürgün

Mavi Surgun

Cevat Şakir Kabaağaçlı nam-ı diğer Halikarnas Balıkçısı. ‘Mavi Sürgün’de eşlerini görmek için askerden kaçan dört askerin idamı ile ilgili yazdığı yazı nedeniyle kalebentliğe mahkum edilme ve Bodrum’a sürgün gitme hikayesini ve Bodrum macerasının onu nasıl Cevat Şakir’den Halikarnas Balıkçısına dönüştürdüğünü ince ince anlatır…

İşgal altındaki İstanbul, kurumlu işgal kuvvetleri subaylarının denetiminde yaşanacak bir yer olmaktan uzaktır. Cevat Şakir bir yandan çeviriler yapar bir yandan resim ve karikatür ile uğraşır bir yandan dergilere yazılar yazar. Şehrin bu can sıkıcı hali Cevat Şakir’i manevi bir arayışa yönlendirmiş, dergahlarda, türbelerde bir süre iç huzurunu aramıştır.

Halikarnas Balikcisi

İşte ortalık böyle iken yazdığı yazı nedeniyle hakkında dava açılan Cevat Şakir o mahkeme senin bu mahkeme benim koşturur durur. Bu süre nihayete erdiğinde yüce yargının (!) hükmü Bodrum’a sürgüne gitmesi yönündedir. Cevat Şakir büyük bir sükut içerisinde karşılar bu kararı.

Bodrum’a doğru yola koyulduğu vakit belki hayatının en ilginç seyahatini yapacağından habersizdir. Yargılanması, oradan oraya sürekli nakledilmesi, sürülmesi ve en nihayetinde uzun süren seyahatinin sona ermesi ile sürgün yeri Bodrum’a gelir Cevat Şakir. Geldiği vakit hemen kendine bir düzen kurmaya girişir.

Engin denizin kıyısındaki bu küçük kasabayı hızla tanır, sever ve değiştirir. Ama önce aşması gereken yasal bir takım engeller vardır… Cevat Şakir denizle, deniz insanlarıyla ve bu küçük kasabayla kendisine tam bir dünya kurmuşken, sürgünlüğü İstanbul’a taşınır ama kendi dünyasına geri döner ve dönerken can bulmayı bekleyen bir sürü tohum vardır, ellerinde, ceplerinde ve her yanında.

Güney’in sıcak havasıyla hangi bitkinin baş edip edemeyeceğini sorar kitaplardan Cevat Şakir. Fransızca, İtalyanca, Almanca yani bildiği bütün dillerde, bulduğu bütün kitapları kurcalar. Denizin, toprağın ve gökyüzünün inceliklerini öğrenir. Zihniyle beraber bu küçük kasabanın aydınlanmasını da sağlar. İşte bütün bu sürgün macerasını anlatır kitabında. Onun sürgünlüğü bize çok büyük dersler ile dolu. Mutlaka okuyun ‘Mavi Sürgün’ü

O Hikaye Bildiğimiz Gibi Değil

‘Mavi Sürgün’de bildiğimiz “Ağustos Böceğiyle Karınca” hikayesinin doğru olmadığını anlatır Cevat Şakir: “Lafonten “Ağustos Böceğiyle karınca” masalında ağustos böceğine haksızlık etmiştir. Masala göre, ağustos böceği bütün yaz türkü söyler, ya da saz zımbırdatır, kış gelince de ekmeksiz kalır. Karınca ise sıcak evinde ocak başında keyif sürmektedir. Kilerinde çuval çuval buğday, nohut, teneke teneke yağlar istif edilmiştir.

Hiç yarını düşünmeden, her dakikanın zevkine varmaya çalışan başıboş, artist ruhlu insanı -yani ağustos böceği- ihtiyatlı ve dizel motoru gibi hesaplı, kafalı adam –yani karınca- temsil eden ve sözüm ona insanlara eğitici örnek veren bu masalda uçarı ve artist ruhlu insan yerini tutan, ihtiyatsız, zevkine düşkün ağustos böceğinin gerçek hayatı bambaşkadır ve pek acıklıdır.

Cevat Sakir

Ağustos böceği yaza doğru yumurtadan bir kurt olarak çıkar, sonra kanatlı bir böcek olur. Gebe kalan dişi böcek tohumla dolu yumurtalıklarını ısıtmak zorundadır. Güneşli bir dala kancalı ayaklarını takarak sımsıkı yapışır. Ağustos böceği kuş gibi ötmez. Sırtında bir sürü halkalar vardır, onları, akıldan öte bir zevk ve vahşi bir inatla, sürter durur.

Vınk vınk edişi, hayatın nabız atışıdır. Bu sürtüş sonucu olağanüstü bir sıcaklık olur ve annenin hemen hemen yanması pahasına yumurtalıktaki tohumlar olgunlaşır. Derken günler kısalır, havalar soğur, işte o zaman karnı çatlamış, ipince zar kabuğu halinde bir böcek kabuğu görürsünüz; ağaca takıla kalmıştır.

Kış rüzgarları o ince kabuğu, yüreklerin acıyla cızz etmesi gibi, yoksul ve acıklı öttürür. Kış gelince, güneşli dünyadan göçüp gitmiş olan ağustos böceği, ortada yoktur ki, namerde muhtaç olarak karıncaya avuç açıp dilensin. Ağustosböceği (sözüm ona uçarı adamın hayatı) bir ahlak kuralı değildir. Korkunç, insafsız, acı bir yaratma olayını temsil eder. Zavallı ağustos böceği, yaratmak için kendisini feda eder.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here